SARIKAMIŞ DIRAMI GERÇEK VİDEO Söyleyen: Kara Zala (Zeliha Hatun) - Sindel köyü- Pınarbaşı SARIKAMIŞ AĞIDI 1914 Yılında başlayan birinci Dünya savaşı 1917 yılına Anadolu'nun her yerinden askerlerimiz olduğu gibi, Pınarbaşı Sarız Tomarza Kazlarından da cephede çok Anadolu insanı, bu yaşanan acılar karşısında sabrı göğsüne adeta bir muska gibi sarıp sarmalar. İçindeki yangının Gene uğru kış geliyor Sivas'tan Sarıkamış'tan Aziziye baba yurdum Kadasını aldığım Eşe İbişimin kozaları Sarıkamış altın bulak Sarıkamış ne aralı Adam olan herk ediyor Yüzbaşılar yüzbaşılar Gene uğru kış geliyor Kimini gülle götürdü Anşe bekâr, Zeynep bekâr Uşak gitti sürüyünen Yaslı deli gönlüm yaslı Soğanlıda bir harp oldu Yağan karların altında Dokuz kardeşi ölenin
RESME TIKLA
i kadar devam eder. Kafkas cephesindeki savaşı Enver Paşa
yönetmektedir. Osmanlı imparatorluğunun bu günlerde nüfusu
12 milyondur. Kafkasların kapısı olarak adlandırılan"
Sarıkamış'a ulaşmak için Allahüekber ve Soğanlı dağlarında
binlerce evladımızı bu savaşta şehit verdik. En soğuk mevsime rastlayan bu savaşta evinden şehit vermemiş aile
hemen hemen yok gibidir.
sayıda insanımız sarıkamışta donarak şehit olmuşlardır. Bu yerler o zaman Sivas iline bağlıydı.
ateşini yanık sözlerle dışarı atarken yaşanan hadisenin de ruh dünyasını anlatır.
Görmeyene hoş geliyor
Şu Sivas'a giden kağnı
Dolu gidip boş geliyor
Yatamıyom kara düşten
Hastam zayıf arabacı
Yavaş indirin inişten
Kafkasya'ya tabya kurdum
Benim korkum Ruslar değil
Kara kışa kurban verdim
Tekerim dayandı taşa
Seferberliği durdur
Elin öpem enver paşa
Battın Avşar kazaları
Sarıkamış'ta kırıldı
Koç yiğidin tazeleri
Soğanlıyı biz ne bilek
Bizim uşak gökcek gezer
Ağca zıbın kara yelek
Kim ölmüş kimi yaralı
Bunu duymuş varmı ola
Yalan dünya kurulalı
Olmayanlar terk ediyor
Her nereye vardıyısam
Gelinle çifte gidiyor
Tabur taburu karşılar
Yağmur yağıp gün değişir
Yatan şehitler ışıldar
Görmeyene düş geliyor
Şarkışla'yı savuşmuşta
Arabalar boş geliyor
Kimini toplar yatırdı
Kör olasıca Moskoflar
Nece ocaklar batırdı
Acemi talime çıkar
Dört oğlum sefer ağzında
Topalım kahrımı çeker
Asker kalkar boruyunan
Hangi eve vardıyısam
Bir gelin var karıyınan
Acep nedir bunun aslı
Kardeşler kana belenmiş
Kara don gülgülü fesli
Nece canlar telef oldu
Sarıkamış alınışın
Sağ olanlar mektup yazdı
Kara çadır varmıyıdı
Top gürleyip geliriken
Acep derdin varmıyıdı
Benim gibi olur bacısı
Sivas'a tabur dökülmüş
Beşi anamın kuzusu
BEYAZ ÖLÜM (SARIKAMIŞ)
Şu dağlar var ya, dağlar; Sarıkamış Dağları:
O dağlarda örüldü nice ecel ağları.
Soğanlı'dan cennete kalkıyor diye tren,
Doksan bin yiğit gelmiş Sivas'tan, Kayseri'den...
Daha çocuk yaşında körpe körpe kuzular,
Düşmüş gelmiş yollara, yetim kalmış arzular
"Allahü ekber" derken gür sesiyle bir ordu:
Allahüekber Dağı soğuktan yanan kordu.
Çekilmeden kılıçlar, atılmadan kurşunlar,
Var mı böyle bir kader hepsi şehit olsunlar?
Doksan bin yıldız söndü, dünya tersine döndü
Sarıkamış Dağları ak bir yasa büründü.
O erleri ne savaş, ne ölüm korkuturdu
Buz gibi kurşunlarla onları kader vurdu.
Bu yiğitler yaşarken zamansız bir mahşeri
Sarıçamlar seyretti bembeyaz ölümleri...
Kefenleri ak kardan, tabutları saf buzdan,
İçtikleri Kevser'in doldurduğu havuzdan.
Yas tuttu bu kadere dağlar, taşlar, ovalar,
Ayrılık acısıyla mahzun kaldı yuvalar
Milyonla öksüz, yetim, dul bırakıp ardında
Hakk'a yürüdü erler, kılıçları kınında.
Milletimin her ferdi bu hicranla ağladı,
Ölen her bir can için, nice canlar ağladı.
Şehide ağlamaya yeter mi gözyaşları?
Bunca yıl kıyamdadır buzdan mezar taşları
Ben "öldüler" desem de, Yaradan "ölmez" diyor
"Onlar yaşamaktalar, insanlar bilmez" diyor.
Affet bizi Allah'ım, "şehitler ölmez" elbet
Ebedi mutluluktur, diriliktir sehadet.
Mukaddestir şüphesiz vatan, bayrak, din, namus...
Bu yolda ölüm bile değil mi "şeb-i arus"?
Hangi ırk, hangi boydan burada yatanımız?
Korunacak mutlaka, namustur vatanımız.
Dillere destan olan ne tarihler yazmışız,
Kefensiz gidenlere buzdan mezar kazmışız.
O savaşta ölenler bugün cennet yurdunda,
Hala dimdik duruyor vatanın da ordun da.
Ey şehitler ordusu, ey yiğitler, ey canlar!
İncitmesin sizleri duyduğunuz figanlar.
Hala ruhunuz gezer göklerinde bu yerin
Hatırlatır bizlere cilvesini kaderin.
Sizi selamlar her gün tül tül, al mor bulutlar
Ve Allah'ın elçisi şefaatiyle kutlar
Cennette köşkler sizin, mezarlar bizim için
Yavuklunuz kaldıysa, cennetten huri seçin.
Sarıkamış bizimdir ve bizim kalacaktır,
Dünya durdukça Türk'e anayurt olacaktır.
Şu dağlar var ya, dağlar; Sarıkamış Dağları!
Bu dağın şehitleri kıskandırır sağları.
İsmail Adil Şahin
Ben sindelden kara zalanın torunuyum yukardaki ağıtın çogu yanlış bu ağıdı 4 kişi söylemiştir kelimelerin yerleri deyişiktir zala ebemin 5 kardeşi savaşa gitmemiştir bu dörtlüğü diyen 6 kardeşi ölen bekirağanın kızı fatiş söylemiştir ben bu ağıdın aslını köyümün çadırına yazdım gerçeyi budur.